6 Aralık 2012 Perşembe

Küçük Kara Balık

Yıllar önceydi, "Çemberimde Gül Oya" diye bir dizi gösterime girmişti. O zamanlar daha birçoğumuz Çağan Irmak'ı tanımıyor, o çocukluğu ile hesaplaşırken bizi de yanında sürüklemesinin nasıl olduğunu bilmiyorduk. 

Çemberimde Gül Oya, dönem dizilerinin en sahicisi, en yoran haliydi. Aradan seneler geçse bile, tekrar gösterimleri saat kaçta olursa olsun, annemle televizyonun karşısına geçer hıkık hıkık diye diye diziyi izleriz. 

Yine öle bir anda dizinin esas karakterlerinden Yurdanur'un gençlik yıllarında öğretmenlik yaptığı zamana yolculuk ediyoruz. Yurdanur, İran'lı yazar Samed Behrengi'nin ölümünden kısa bir süre önce yayınlanan Küçük Kara Balık isimli masal kitabının yasaklanması üzerine bir geçen bir bölümde karşımıza çıkıyor. Sanırım Yurdanur'un öğretmenlik yaptığı sınıfa müdür giriyor ve bu kitabın okutulmasına karşı çıkıyor. Yakıyor da olabilir. Tam hatırlamıyorum.

Sonrasını hatırlıyorum ama, yani izlediğim için hatırladım :)




Küçük Kara Balık böyle edindi zihnimde. O güne kadar adını çok duymuş olmakla birlikte bir türlü denk gelememiştim, ya da neydi ne değildi bilememiştim. Sonrasında içimi kemirdi durdu bu kitap.
Bir yandan okumak istiyor, bir yandan da korkuyordum. 

80'li yıllarda babamın da birçok kitabı yakılmış. Hatta bazılarını toprağa gömmüş kimseler elinden almasın diye. O günleri anlatırken hep gözleri dolar. Yasaklanmış bir kitabı okumak, sanki birilerine acısını yeniden hatırlatmak, kabuk bağlamış yarayı kaşımak gibi geldi sanırım.

Neyse, aradan çok zaman geçti. Geçmişimle yüzleşmekten korkmuyorum artık. O yüzden geçtiğimiz günlerde evde otururken istemsiz Google'a Küçük Kara Balık'ın pdf halini sordum. O da olumlu yanıt verince, bir çırpıda okuyuverdim.

Siz de aynı linkten okumak isterseniz şu adrese buyrun.


(Kitabın orjinali bu ama Türkiye'de yeni basımları mevcut)

Kitap 22 sayfa. Her şeyin bir sonu olduğunu düşünen küçük kara balığın minicik bir göldeki hayatını reddedişini anlatıyor. Küçük kara balık gölün sonunu merak ediyor. İçten içe dünyanın sadece yaşadığı gölden ibaret olmadığını, denizlerin okyanusların olduğunu biliyor. Oraları görmek, tanımak, yeni varlıklarla karşılaşmak istiyor. Bu fikrini annesine açıyor ama annesi bunu duyunca sinir krizleri geçiyor. İzin vermiyor gitmesine, komşuları ayağa kaldırıyor. Komşular, çevredeki diğer balıklar yuhalıyorlar küçük kara balığı. Hakaret ediyorlar ona. Birden ortalıkta kimin ne konuştuğu belli olmadan büyük harfli cümleler uçuşmaya başlıyor. Çünkü, onlar için tek bir doğru var! Yaşam sadece o gölden ibaret. Herkes onlar gibi, farklılıklar yok. Farklı düşüncelere tahammül yok. 

"Akıp da hiç bir yere ulaşamamak olası mı? Yani sence bir sonu yok mu derenin? Oysa her şeyin bir sonu var. gecenin gündüzün olduğu gibi… Haftanın, ayın, yılın…
Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü?"

Sizce küçük kara balık dileğine kavuşabiliyor mu dersiniz?
İstediği gibi dünyayı keşfedebiliyor mu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...