1 Aralık 2017 Cuma

Şekiller Ülkesi // Şule Tankut Jobert

İşte Nokta Kafa'nın gürültüden uyuyamadığı bir gün daha! Şehirler Ülkesi'nde bri türlü barış ve huzur sağlanamıyordu. Kare, Üçgen, Dikdörtgen ve Daire sürekli kendi aralarında tartışıp duruyordu. Nokta ise bu ülkenin yöneticisiydi ama onları bir türlü tartışmamaları gerektiği konusunda ikna edemiyordu. 

Her neyse, konu onların tartışması değil. Burası şekiller ülkesi, değil mi? Birlikte ne yapıyorlar, günlerini nasıl geçiriyorlar acaba?

Şule Tankut Jobert'in yazdığı, Yusuf Tansu Özel'in resimlediği Şekiller Ülkesi kitabı Kelime Yayınları'ndan çıkmış. 5 yaş ve üzeri çocukların şekilleri öğrenmesi için faydalı olabilir.

 

Ancak çocuk kitapları seven biri ve bir anne olarak kitabı okurken biraz kafam karıştı. Şekiller sürekli kendi aralarında tartışıyorlar, birbirlerini ittiriyorlar ya da birbirlerine bağırıyorlar. 'Sen de ne kadar sulugözlüsün', 'birbirinizle alıp veremediğiniz nedir?' gibi gerginlik veren cümleler var kitabın içinde. Bazı şekiller kendilerini değersiz hissediyor, yazıklar olsun! diyerek ağlamaya başlıyorlar.




Kısacası fikir güzel ancak edebi olarak beni çok tatmin etmedi. Zaten gündelik hayatta yetişkinlerin kavgalı, sinirli hallerine, mutsuz suratlarına maruz kalan miniklerin bir de kitapların içeriğinden bu negatifliği alması bana çok doğru gelmiyor.

Siz ne dersiniz?

30 Kasım 2017 Perşembe

Nokta // Peter H. Reynolds

Annem iki haftadır yanımızda. O burdayken bana nasıl moral olduğunu anlatamam. Kadıncağız her sabah mesaisine başlar gibi erkenden Adayla oyun oynamaya başlıyor, öğle uykusuna kadar ve sonra Ada öğle uykusundan uyandıktan sonra da akşam yatıncaya kadar. Ben epey dinleniyorum sayesinde. Annemin hakkını asla ödeyemem. İyi ki var! 

Bugün annemi rutin bir doktor kontrolü için hastaneye götürmüştüm. Hastanedeyken İpek Hena'yı Lambiiz'e götüreceğini yazmıştı. Hastanede işimiz erken bitince biz de, benim uzun zamandır merak ettiğim bu oyun evine gidelim dedik. Çarşamba günleri saat 09:45 civarında 18 ay ve üzeri çocuklar için oyun grupları oluyormuş. Biz oraya vardığımızda İpek henüz gelmemişti ama birkaç tane çocuk vardı. Ada içeri girer girmez hemen çocuklarla kaynaştı ve oyuncaklarla da. Onu hiç böyle görmemiştim :) Bir o oyuncakla oynuyor sonra sıkılıp diğerine geçiyor. Akülü arabaya biniyor, iniyor, biniyor. Bir yandan da her yaptığını anlatıyor. 

'Ada kapıyı açtıığ, papattııı. Ada binsin, Ada insin, Kaleeciiiiii, Anneannem bak kaleciii, Ada çok güçlüüüü, Anneanneciim bak Ada arabayı çekiyooo...'

Ada anneannesine sardığı an kendi içime kapanmayı adet edindim. İpek de henüz gelmemişken oyun alanının bir köşesindeki kitaplığa yöneldim. Nokta bana göz kırptı. Kitabı açınca çizimlerinden tanıdım ki ben bu yazarın daha önce bir kitabını okumuştum, o da Mış Gibi! Hatta okumakla kalmayıp kardeşime hediye etmiştim. Aramızdaki mış gibi esprisine ithafen. 


Çook uzun bir giriş oldu farkındayım, yine dağıldım. Nokta'yı anlatacaktım. Evet.

Vashti resim dersi bittiğinde somurtarak masasında oturmaktadır. Önünde boş bir kağıt vardır. Suratına bakılırsa Vashti resim yapamadığı için öfkelenmiştir. Öğretmeni ise Vashti'nin neyi yapamadığına değil neyi yapabildiğine odaklanır. Önce beyaz kağıda bakıp “Aa! Kar fırtınasına yakalanmış bir kutup ayısı.” der. Vashti somurtmaya devam eder. Ben resim yapamıyorum. diye söylenir yeniden. Öğretmeni ona 'Vashti, şu beyaz kağıda bir nokta çizebilir misin?' diye sorar. Heey! Bunu yapamayacak ne var. Kız, kendinden istenileni yapar, sonra öğretmeni o kağıda bir imza atmasını ister. Evet, Vashti belki resim yapamadığını düşünüyordur ama pekala imza atabilir.

Ertesi hafta olup da Vashti aynı derse geldiğinde öğretmeninin ona hazırladığı sürprizi görür. Vashti imzalı küçük nokta çerçevelenmiş ve duvara asılmıştır. Nefis! Bundan daha iyisini yapabilirim, daha iyi bir nokta çizebilirim diye düşünür Vashti. Eve gidip rengarenk boyalarla farklı boylarda noktalar, minik noktalar, büyük noktalar çizer. Hatta bir tane de etrafı renkli içi boş bir nokta ve derken Vashti’nin müthiş bir dönüşüm geçirir. 

Bu kitapta ufacık bir noktanın ne güzel bir yaşam hevesine dönüştüğüne inanamayacaksınız. Kitap Altın Kitaplar'dan çıkmış. 3 yaş ve üzeri çocuklar için uygun.














29 Kasım 2017 Çarşamba

Dünyanın En Büyük Çiçeği // Jose Saramago

İstanbul seyahatimizde Minoa'ya gittiğimizden Rüyayiyen yazımda bahsetmiştim. Oradan satın adığım birkaç kitaptan biri de Jose Saramago'nun Dünyanın En Büyük Çiçeği kitabı.

Saramago'yu muhteşem bir distopya olan Körlük kitabından tanıyorum. Daha sonra Bütün İsimler, Kopyalanmış Adam gibi kitaplarını okusam da Körlük kadar etkileyici gelmemişti. Çocuk kitabı yazdığını bilmiyordum, kitapçıda görünce benim olmaaalııı! diye sayıklayarak satın aldım. Yine bir çırpıda okuduklarımdan. Ne var ki kitabı beğenmeğince, herkesin beğendiğini görünce de kendimle ilgili şüpheye düştüm.

Zaten Saramago da ilk sayfada aslında iyi çocuk kitabı yazmanın zor olduğunu ve yazamadığı için özür dilediğini yazmış. Demek ki iyi bir çocuk kitabı değil bu :) Ancak çok güzel bir hikaye. Hikayenin konusu şöyle; bir zamanlar bir nehrin kıyısında anne ve babasıyla birlikte bir çocuk yaşarmış. Çocuk bir gün evinden çıkmış ve nehir boyunca yürümeye başlamış. Sonunda cılız ağaçlar, bozkırla kaplı bir yere ulaşmış. Orada solmuş bir çiçek görmüş. Çocuk çiçeği ne yaptı dersiniz?

Devamı kitapta ve kitaptan uyarlama animasyonda:


Dünyanın En Büyük Çiçeği, orijinal adıyla La Flor Mas Grande del Mundo, Nobel ödüllü usta yazarın ilk çocuk kitabı. Kitap Kırmızı Kedi Yayınevi'nden 2014 Aralık ayında çıkmış. 6 yaş ve üzeri çocuklar için uygun ve fiyatı 14 TL.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Başımızda Kuşlar // Sandra Gobet

Geçen akşam anneler grubumuzla bebekleri babalara bırakıp dışarı, bir şeyler içmeye çıktık. Ankara'ya taşındığımdan beri, bebeksiz ilk gece gezmelerimden biriydi sanırım. Bütün gün heyecandan yerimde duramadım, akşam olup da buluşma saati geldiğinde soluğu Armada'nın arkasındaki Harley Davidson Cafe'de aldım. Aslında hepimizin aklında 'yok yok bu defa sadece kendimizden konuşacağız' vardıysa da işe yaramadı. Çok güldük, bol bol bebek dedikodusu yaptık. O akşam sevgili Gözen bana Başımızda Kuşlar kitabını armağan etti. Ertesi gün de bir çırpıda okudum. Zaten cümleleri son derece kolay okunabilir, esas güzelliği ise çizimlerinde. 




Başımızda Kuşlar İspanyol çizer Sandra Gobet'in ilk çocuk kitabı. Kitabın özgün adı Almanca 'Vögel auf dem Kopf' Türkçe'ye de Almanca aslından çevrilmiş. Bir masal kitabı olarak değil de yağlı boya tablo gibi görmek lazım Sandra Gobet'in bu eserini. Zira her bir sayfasını çerçeveletip duvara asmak istiyor insan. 




Kitabın hikayesi ise şöyle; bir zamanlar uzak diyarlarda kuşlar yuvalarını insanların başlarının üzerine yapıyorlardı ve insanlara karşılığında yardım ediyorlardı. Mesela tembel postacının kafasına konan posta güvercini ona yardım ediyor ve postaları dağıtıyordu. Ya da zifiri karanlıktan korkan Carla'nın başının üstünde bir baykuş yaşıyordu ve Carla böylece geceleri de görmeye başlamıştı. Ama zamanla insanlar kuşlarının çekip gitmesinden çok korktular ve onları kafeslere kapattılar. Sonra ne oldu dersiniz? Gerisi Başımızda Kuşlar'da. 

Kitap Final Kültür Sanat Yayınları'ndan çıkmış ve  6 yaş ve üzeri çocuklar için uygun. 

22 Kasım 2017 Çarşamba

Rüyayiyen // Michael Ende

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba!

Geçtiğimiz haftasonu Blog Çalıştayı nedeniyle, ailecek kısa bir İstanbul seyahatimiz olmuştu, Aslı'nın kollarına attık kendimizi. Cuma çalıştayla geçti, Cumartesi de Nişantaşı civarında kısa gezintiler yaptık. 

Benim kitaplara olan tutkumu bilen Aslı, seni çok seveceğin bir yere götüreceğim demişti. Ortaokuldan arkadaşım Alper de yanımızdaydı ve hep beraber MİNOA'ya gittik. Hem cafe hem kitabevi olan Minoa'ya bayıldım. Galiba İstanbullular da çok seviyor olacak, oturacak bir tane bile masa yoktu. Biz de kitaplara verdik kendimizi. Burası alışkın olduğumuz kitabevleri gibi değil, biraz karışık. Ne aradığınızı bilmiyorsanız kitaplara bakmak sizi biraz yoruyor. Biraz yetişkin kitapları arasında dolandım, sonra ayaklarım beni yine çocuk kitaplarının olduğu alana götürdü. 

Ankara'daki evimizin yakınlarında büyük bir D&R mağazası ve İş Bankası Yayınları var. Kitap ihtiyacımın çoğunu buradan karşılıyorum. Galiba bu D&R'da Kırmızı Kedi Yayınları yok. Olsaydı denk gelirdim, hiç dikkatimi çekmemiş. Neyse, MİNOA'da ilk gözüme çarpan kitaplar Kırmızı Kedi'nindi. 

Bir rafta yan yana dizilmiş, en sevdiğim iki yazarın, Michael Ende ve Jose Saramago'nun çocuk kitapları! O kadar şaşkın ve mutluydum ki, bu yüzden hepsini aldım. Velhasıl, upuzun bir girişten sonra, nihayet bugün bu alışverişten okuduğum ilk kitabı yazacağım, Michael Ende'nin Rüyayiyen'i. 

Kötü Rüyaları Hüpleten Rüyayiyen 


Michael Ende'nin 1977 yılında yazdığı, Almanca adı Traumfresserchen olan kitap 20'den fazla dilde yayınlanmış. Türkçe basımı ise Kırmızı Kedi Yayınları tarafından Eylül 2017'de yapılmış, yani henüz Türkçe'de bir bebek bu kitap :) 


Hikayesi şöyle; Uykucular Ülkesi'nde ülkenin en iyi uyuyan kişisi kral seçilmiş. Kral ve eşi kraliçe Uykucular Ülkesi'nde, Rüyalar Sarayı'nda yaşarlarmış. Kral ve kraliçenin çok güzel bir de kızları varmış. Kızlarının adı Uykucukmuş. Uykucuk ne kadar güzel bir prensesse uykusu da o kadar kötüymüş. Güzel prenses akşamları hiç uyumak istemezmiş çünkü uyumaktan çok korkarmış. Kral babası bu duruma çok üzülüyormuş, ne de olsa halkı onu ülkenin en iyi uyuyanı olduğu için kral seçmişti. Kral bu işe bir çare bulmalıydı, ama nasıl?

Rüyayiyen'in savaş sonrası Almanya'sında en çok sergilenen opera olmuş. Şimdi kitaba opera gözüyle bakınca hakikaten nefis bir eser diye düşündüm. Resimleyen Annegert Fuchshuber.

Kitap 4 yaş ve üzeri çocuklar için uygun. 
Fiyatı 14 TL.




9 Şubat 2017 Perşembe

Sevimli Dostlar, Afacan Çocuk ve Türevlerinden Sıkılanlara

Oğlana gündüz ne dinletsem şaşırıyorum. Artık ben dinlersem onu dinliyor. Kimi zaman Queen, kimi zaman bach. İşte bizim ev böyle, daha çok belgesel jazz. :D

Neyse, İpeğin Instagram profilinde gezinirken çok güzel bir melodi duyduk, hemen Google'ladım. Meğer Şubadap Çocuk diye bir oluşum varmış, bu şarkı onlarınmış. Şarkının adı: Çekirdeksiz Domates


Sonra Canla piyano başında biz de söyledik, akşam akşam atraksiyon oldu :)

11 Ekim 2016 Salı

Offf ne zor iş: Ek Gıda

Yani sen bi şekilde ne bulsan yiyorsun da bebe öyle değil. Özel olarak hazırlık yapman lazım, yok efendim 3 gün kuralı, yoğurdu evde kendin yap, her şey tuzsuz olacak. ühühühü.

Şikayet etmiyorum da bu ek gıda beni çok düşündürüyor. Direkt kebaba geçemiyor muyuz?

Biz ek gıdaya başlayalı 15 gün oldu. Fakat aslında 5. ayda ufaktan blw yapmaya başlamıştık bile ya da ben yaptığımı sanıyordum, ihihi. Blw nedir diyenleri Blw Türkiye sayfasına davet ediyorum.

Eline bir parça acur vererek başladı her şey. Bizimki tam bir ege boy olarak acuru çok sevdi, hopur hopur yedi. Ardından şeftali, armut, elma gibi meyveleri, domates, havuç, pırasa gibi sebzeleri çiğ çiğ verdik, hiç acımadık. Annemin pek yardımını gördüm bu dönemde.



6. ayda artık resmi olarak ek gıdaya geçmiş olmamız gerekiyordu. Ama, her şey bir anda resmileşince beni aldı bir korku. Annemin yanımda olmaması da biraz germiş olabilir. Resmen çocuğa ek yemek vermek istemedim. Ya yanlış bir şey yaparsam diye diye acı gerçeklerle yüzleştim. Doktorumuz blw önermiyordu. El classico yöntemlerle başladım olaya. Aslında bayaa da kolayıma geldi.

İlk hafta meyve püreleri, ikinci hafta yoğurt (en çok kafa karıştırandı) ve bu hafta sebze. Zaman geçtikçe düzene oturuyor. Mesela bu sabah meyve yedi bizim oğlan, uyanınca da sebze var mönüde. Pırasanın beyaz kısımları, yarım patates ve yarım havucu haşladım, püre yaptım. <3

İşte günler böylece geçip gidiyor.

Sanırım 7. ayda kahvaltıya geçecekmişiz. En sevdiğim bölümler geliyor.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...