İstanbul seyahatimizde Minoa'ya gittiğimizden Rüyayiyen yazımda bahsetmiştim. Oradan satın adığım birkaç kitaptan biri de Jose Saramago'nun Dünyanın En Büyük Çiçeği kitabı.
Saramago'yu muhteşem bir distopya olan Körlük kitabından tanıyorum. Daha sonra Bütün İsimler, Kopyalanmış Adam gibi kitaplarını okusam da Körlük kadar etkileyici gelmemişti. Çocuk kitabı yazdığını bilmiyordum, kitapçıda görünce benim olmaaalııı! diye sayıklayarak satın aldım. Yine bir çırpıda okuduklarımdan. Ne var ki kitabı beğenmeğince, herkesin beğendiğini görünce de kendimle ilgili şüpheye düştüm.
Zaten Saramago da ilk sayfada aslında iyi çocuk kitabı yazmanın zor olduğunu ve yazamadığı için özür dilediğini yazmış. Demek ki iyi bir çocuk kitabı değil bu :) Ancak çok güzel bir hikaye. Hikayenin konusu şöyle; bir zamanlar bir nehrin kıyısında anne ve babasıyla birlikte bir çocuk yaşarmış. Çocuk bir gün evinden çıkmış ve nehir boyunca yürümeye başlamış. Sonunda cılız ağaçlar, bozkırla kaplı bir yere ulaşmış. Orada solmuş bir çiçek görmüş. Çocuk çiçeği ne yaptı dersiniz?
Devamı kitapta ve kitaptan uyarlama animasyonda:
Dünyanın En Büyük Çiçeği, orijinal adıyla La Flor Mas Grande del Mundo, Nobel ödüllü usta yazarın ilk çocuk kitabı. Kitap Kırmızı Kedi Yayınevi'nden 2014 Aralık ayında çıkmış. 6 yaş ve üzeri çocuklar için uygun ve fiyatı 14 TL.
Çocuk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Kasım 2017 Çarşamba
8 Ekim 2015 Perşembe
4 Mayıs 2014 Pazar
Bir Şeftali Bin Şeftali
Samed Behrengi çocukluğumun kahramanıdır. Küçük Kara Balık kitabı ile ülkemizde de tanınan, dili "lider"lerin canını yaktığı için bir dönem yasaklı yazalar arasında anılan Behrengi bu defa da karşımıza "Bir Şeftali Bin Şeftali" ile çıkıyor.
Yoksul bir köyde yaşayan iki küçük arkadaşın sulu, etli ve lezzetli bir şeftalinin ağaca dönüşümüne yardımını anlatan "Bir Şeftali Bin Şeftali" özenle seçilmiş kelimeleri ve yürek acıtan hikayesi ile muhteşem bir masal.
24 Aralık 2012 Pazartesi
Karanlıktan Korkmayanların Masalı
Siz hiç karanlıktan korkmayan bir çocuk tanıdınız mı?
Ben tanıdım. Onun öyküsünü anlatacağım size.
Bir zamanlar ülkenin birinde, küçük bir şehirde sevgi dolu bir kız çocuğu yaşarmış. Geceleri ay ışığına yürür, yıldızlarla sohbet edermiş. Gündüzleri çiçeklerle kaplı yerlerde güneşin parlak ışığını toplar, kimsenin bilmediği dillerde şarkılar söylermiş.
Aşkı o kadar büyülüymüş ki insanlar ondan korkar, farklı olduğunu anlayamadıkları için köşe bucak kaçarlarmış. Bilmezlermiş ki onun sevgisi tanrıdandır ve hepimiz tanrının bir yüzüyüz. Sevgi dolu kız büyüdükçe insanların kendisinden kaçmasına çok üzülür olmuş. O üzüldükçe ay ışığı ile arasına mesafe girmiş, yıldızlar ona sırt çevirmiş. Gündüzleri çiçek kaplı olan yerlerdeki mis kokulu çiçekler solmuş, güneşin ışığı yavaş yavaş parlaklığını kaybetmiş.
6 Aralık 2012 Perşembe
Küçük Kara Balık
Yıllar önceydi, "Çemberimde Gül Oya" diye bir dizi gösterime girmişti. O zamanlar daha birçoğumuz Çağan Irmak'ı tanımıyor, o çocukluğu ile hesaplaşırken bizi de yanında sürüklemesinin nasıl olduğunu bilmiyorduk.
Çemberimde Gül Oya, dönem dizilerinin en sahicisi, en yoran haliydi. Aradan seneler geçse bile, tekrar gösterimleri saat kaçta olursa olsun, annemle televizyonun karşısına geçer hıkık hıkık diye diye diziyi izleriz.
Yine öle bir anda dizinin esas karakterlerinden Yurdanur'un gençlik yıllarında öğretmenlik yaptığı zamana yolculuk ediyoruz. Yurdanur, İran'lı yazar Samed Behrengi'nin ölümünden kısa bir süre önce yayınlanan Küçük Kara Balık isimli masal kitabının yasaklanması üzerine bir geçen bir bölümde karşımıza çıkıyor. Sanırım Yurdanur'un öğretmenlik yaptığı sınıfa müdür giriyor ve bu kitabın okutulmasına karşı çıkıyor. Yakıyor da olabilir. Tam hatırlamıyorum.
Sonrasını hatırlıyorum ama, yani izlediğim için hatırladım :)
30 Kasım 2012 Cuma
Masallar ve Kurgu Masallar
80'li yıllarda doğmuş ve çocukluğunun en güzel zamanlarını o yıllarda geçirmiş olanların ortak noktası anneanne ile büyümüş olmalarıdır. Anneanne yoksa muhakkak babaanne vardır. Haftaiçi anneannenin evinde çizgi film izleyen gözler, cuma akşamları anne ve babanın anneannenin derme çatma evinin kuş sıkışmış gibi öten zilini çalmasını gözler.
Nice sonra, mutfağı kuru fasulye kokan evin kapısı çalınınca yüreği pıt pıt eden o çocuk koşarak kapıya gider. Hafif utangaç, biraz garipsemiş, ayrı kaldığı günlerin üzüntüsünden gölge düşmüş yüzü ile açar kapıyı. Sarılmak ister anne-babasına. Ama bir şey alıkoyar onu.
Annesi de farkındadır 5 günün çok uzun zaman olduğundan. Kızının/oğlunun kendisine uzak uzak davranması onu da üzer. Ellerine almak ister minik elleri, mis gibi kokulu saçlarını içini çekmek ister ama biraz beklemesi gerektiğini bilir. Önce anneannenin yaptığı kuru fasulye ve pilav yenir yer sofrasında. O sırada Trt 1 açıktır. Haberler izlenmelidir. "dıt, dıt dıt. Saat 8. Şimdi haberler."
Sofra toplandıktan sonra baba, sobanın yanındaki koltuğa uzun oturur ve bir sigara yakar. Anne yüzüğünü, altın suyuna batırılmış ince kordonlu saatini çıkarır ve bulaşıkları yıkamaya koyulur. Saatler geçer, minik çocuk hala sevilmeyi bekler.
Bütün iş bitince sıra çocuğun sevilmesine gelir. Anne çantasından bir hediye paketi çıkarır. Dikdörtgen şeklinde bir hediye paketidir bu, anlaşılmayacak bir yanı yoktur, hediye kitaptır.
Ama çocuk bilmiyormuşçasına yırtarak açar hediye paketini: Çizmeli Kedi. Bu her hafta böyle devam eder. Her hafta hiç bilmiyormuş gibi yırtılır paketler ve birbirinden güzel masal kitaplarına sarılır eller.
25 Kasım 2012 Pazar
Balinalar Nasıl Balina Oldu?
Ben küçükken içimde küçük bir balığın yaşadığını düşünürdüm. Küçük bir balık, renkli kuyruğu ile döner dururdu içimde. Ve bir fil, hortumuyla yüreğimi serinleten...
Aradan yıllar geçtikçe içimdeki balık yüzmeyi unuttu ve fil hortumundan fışkırtacak suyu bulamaz oldu. Sonra bir gün Canla beraber kitap alışverişine çıkmışken kendimi kitapçının renkli raflarında unutmuşum. Nice sonra Can bana seslenince kendime geldim ve elimde Ted Hughes'un "Balina nasıl balina oldu?" isimli kitabı vardı.
Sonra eve gelip kelimeleri yuttum. Ted Hughes'un her bir kelimeden özenle yarattığı hikayelerini sindirmek zaman alıyor. Balina, fil, tilki, kedi, eşek ve arı gibi onlarca hayvanın atalarının hikayesine büyüklerin inanması güç ama bence bir deneyin.
Aradan yıllar geçtikçe içimdeki balık yüzmeyi unuttu ve fil hortumundan fışkırtacak suyu bulamaz oldu. Sonra bir gün Canla beraber kitap alışverişine çıkmışken kendimi kitapçının renkli raflarında unutmuşum. Nice sonra Can bana seslenince kendime geldim ve elimde Ted Hughes'un "Balina nasıl balina oldu?" isimli kitabı vardı.
Sonra eve gelip kelimeleri yuttum. Ted Hughes'un her bir kelimeden özenle yarattığı hikayelerini sindirmek zaman alıyor. Balina, fil, tilki, kedi, eşek ve arı gibi onlarca hayvanın atalarının hikayesine büyüklerin inanması güç ama bence bir deneyin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Şehirdeki Küçük - Sydney Smith
Büyük bir şehirde yaşayan küçük bir çocuksanız insanlar sizi görmez. Sesler sizi korkutabilir ve ne yapacağınızı bilmek bazen zordur. ⠀ ⠀ Ş...
-
Annem iki haftadır yanımızda. O burdayken bana nasıl moral olduğunu anlatamam. Kadıncağız her sabah mesaisine başlar gibi erkenden Adayla o...
-
Büyük bir şehirde yaşayan küçük bir çocuksanız insanlar sizi görmez. Sesler sizi korkutabilir ve ne yapacağınızı bilmek bazen zordur. ⠀ ⠀ Ş...
-
Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba! Geçtiğimiz haftasonu Blog Çalıştayı nedeniyle, ailecek kısa bir İstanbul seyahatimiz olmuştu, A...

